DÜNYANIN LİDERLERİ İSTANBUL’DA BULUŞUYOR!
YDLN PROGRAMI
İSTANBUL
BİLGİ ÜNİVERSİTESİ DOLAPDERE
KAMPÜSÜ
TC. Kültür Bakanlığı
İstanbul Bilgi Üniversitesi, İstanbul Büyükşehir
Belediyesi,
Şişli Belediyesi, Beyoğlu Belediyesi, Murat
Uluslararası Nakliyat ve John’s Coffee’nin
destekleriyle;
YouTube'da yılın en yaratıcı çalışmasında birinci sırada...
Pepsi Reklamı
Sevgi her yerde var!...
Çok çok eski bir haber bu. Bugün
tekrar önüme çıktı sizler ile paylaşmak istedim.
Hıncal Uluç'un uzun zaman önce hakkımda yazdığı
bir haber, daha doğrusu ilk kitabım ile ilgili
olarak yazdığı. Bu arada J.Yorgo Wiestmich'in
aslında kim olduğunu ve aşağıdaki şiirin kimin
için yazıldığını sadece ben, eşim Saadet ve 2
kişi daha biliyor sadece. Bu bir sır ve Davinci
Şifresi tadında ben bunu aslında nikah
davetiyemiz de açıklamıştım, hala elinde olanlar
var ise bu yazarın kim olduğunu oradan
çıkartabilirler. Bu kadar da ip ucu vermiş
olayım. Neyse lafı uzatmayayım, nasıl olsa
Hıncal Uluç uzun uzun yazmış, buyrun okuyun;
Sevgi her
yerde var!. ( 2 Eylül 1995 tarihli Sabah
gazetesinden)
Hıncal Uluç
"Microsoft
Fox pro
2.6 for
Windows ile
Programlama.."
Kitabın adı aynen bu işte.. Bir kitapçı tezgâhında
görseniz, eğer, bilgisayarla uzmanlık düzeyinde özel
ilgili değilseniz, açıp bakmazsınız bile.. Ve açıp
bakmadığınız için de neler kaçırmış olabileceğinizi
hiç düşünmezsiniz..
Gökçen
Karan'ın kitabı
aylarca masamın üzerinde durdu. Kapağının açılması
için sıra bekleyerek.. Aslında anında
Ergun Hiçyılmaz'a
gidebilirdi. Konu, hele hele kitabın başlığı beni hiç
mi hiç ilgilendirmediği için. (Bana gelen yığınla
kitaptan bir bölümünü, Ergun'a
veriyorum.. O inanılmaz arşivine alıyor
seçtiklerini.. Almadıklarını, o da başkalarına
devrediyor. Böylece kitaplar elden ele dolaşıyorlar,
atılıp, unutulma yerine.. İşe yarıyorlar.)
Merakım beni dürttü gene.. En gereksiz görünen reklam
broşürlerine bile başından sonuna bir göz atarım, işe
yarar bir şey çıkar mı diye.. İşte bu merakım, size,
az sonra okuyacağınız enfes satırları getiriyor.
"Sevdiğim" diye başlayan bu yazı,
ister inanın, ister inanmayın,
"Microsoft Fox
Pro 2.6
For Windows
ile Programlama"
kitabın önsözü..
Yazarı J. Yorgo
Wiestmich, Türkiye'de yaşayan bir
şair. Yazıyı sevdiği kız için yazmış. Birlikte
olmayacakları halde bile, insanların
sevebileceklerini anlatıyor.. Ben de tutmuş size
yazıyı anlatıyorum. Aslını nasılsa sunuyorken..
Sevdiğim,
Bazen insanlar düşünür. Hayatın anlamı nedir diye..
Bunu zaman zaman ben de düşünüyorum. Hayatın anlamı
nedir diye.. En azından seni tanıyıncaya kadar
düşünüyordum. Gerçeklerin acı olduğunu ve bu yüzden
biberin acı olduğunu anlatan bir espriyi hatırladım.
Halbuki biliyor musun, bütün biberler tatlıdır. Zira
hayat sanıldığı kadar acımasız ve acı değil.
Sadece hayattaki tadı alabilmeli, kendi istediğin
gibi yaşayabilmelisin.
Çevrenin ne diyeceğini umursamadan.. Zira sen
yaşayamadıkların ile beraber ölüp gittiğinde çevrenin
sana bir yardımı olmayacak.
Kendini özgür bırak, ne hissediyorsan onu yap. Çoğu
insan gibi, mesela benim gibi, ne yapmam gerekiyorsa
onu yapma, bırak duygularını perdelemeyi, bırak
ırmaklar gibi coşsun. Bir sevdiğinin elini tutarken
yaşadıklarının yanlış olduğunu düşünüp hayıflanma,
bırak o sevgi senin tüm benliğini sarsın. Eğer onun
gerçekten aradığın olduğuna inanıyorsan, ona sımsıkı
sarıl, onu yaşa, onu bırakma.
Günün birinde belki anlarsın ne kadar sevdiğini, ne
kadar sevebileceğini, ne kadar sevildiğini, ne kadar
sevilebileceğini, ama iş işten geçmiş, sevgilin, seni
seven gitmiş, yitmiş olabilir. İşte o zaman üzülme
vaktidir. Yerli yersiz ağlama vaktidir. İşte o zaman
çevrene dönüp, şimdi ne yapacağım diye sorma
vaktidir. Alacağın cevabı sana söyleyeyim güzelim.
Bilmiyorum diyecekler, senin dediğin gibi. Ben
biliyorum oysa, oysa sen de biliyordun. Hep bildin
zaten. Ama öyle olmadın.
Ama artık sen de biliyorsun, biliyorsun ki, en
azından bir kez gerçekten sevildin. Ve yine
biliyorsun ki, bu sevgi bitmeyecek. En azından ben
bitene kadar.
Yaşa.. Doğru bildiğin insanı bul ve onunla yaşa, ama
bu dostunu sakın unutma.. Bil ki unutulmayı hiç
sevmem. Ve bil ki kurallarım vardır, herkes buna
uymak zorundadır. Dostlarım benden önce ölemezler.
Dostlarım benden çok üzülemezler. Dostlarım benden
çok sevemezler. Ve dostlarımı kimse benden çok
sevmez. Artık Wiestmich'in dostusun.
Yaşa bu hayatı sevdiğim, limon gibi sömürerek, tüm
ekşiliğine rağmen tadını alarak yaşa.
(2 Eylül 1995'te
yayınlandı)
Big brother is watching you!..
TUNA BEKLEVIC: KAPATIN GENCLIK KADIN KOLLARINI ANLAYALIM ANYAYI KONYAYI
GTP BASIN
BULTENI: 16.03.2007
CUMA
Guclu Turkiye Partisi (GTP) Genel Baskani Tuna BEKLEVIC, uyelerinin %25'inin kadin %15'i genc oldugunu gururla aciklayan CHP'yi "CHP bir marifet yapmis, acikladi" diyerek agir elestirdi.
GENEL BASKAN EMRI ILE KADIN GENC KAYDEDEN PARTI
Beklevic "Sn. Baykal teskilatlarinizdaki uyelerinize kadinlari ve cocuklarinizi kaydedin diye emir verdiginizi herkes biliyor, siz siyasette samimiyetsizligin yasayan temsili oldunuz" dedi.
BIZIM YONETIM DE KADIN ORANI %67
Siyasette olmasi gerekeni bir marifet gibi aciklayan CHP'nin kadin ve genclere hic bir il yonetiminde yer vermedigini oysa GTP'nin Istanbul il yonetiminde kadin oraninin %67 oldugunu hatirlatan Beklevic, "bu durumun marifet degil olmasi gereken olagan durum oldugunu birisinin artik birisinin Sn. Genel Baskan'a hatirlatmasi gerekir" dedi.
Cumhuriyetin en genc partisi olan GTP'nin kurulmasi ile kadin ve gencligin siyasete katilimi ile ilgili Turkiye'de bir sorun kalmadigini hatirlatan Beklevic CHP'nin siyaseti sadece AKP ile didismek zemininde degerlendirdigini ifade etti.
"Dunya donuyor, zaman geciyor, Turkiye degisiyor" diyen Beklevic degismeyen tek seyin geleneksel siyaset zihniyeti oldugunu uzuntu ile seyrettiklerini ifade etti.
KAPAT GENCLIK KADIN KOLLARINI ANLAYALIM ANYAYI KONYAYI
Cok samimiyseniz buyrun hodri meydan kapatin bizim gibi genclik ve kadin kollarinizi partinin gercek sahipleri kadinlariniz ve gencleriniz olsun diyen Beklevic, kadini ve gencligi ayri bir kategoride degerlendiren geleneksel siyaset anlayisinin cokusunun cok yakin oldugunu savundu.
Losangeles Times : Atatürk'le ilgili şaka yapmak da modernleşmenin bir parçası
Radikal gazetesinden alıntıdır,
haberi okumak isteyenler buraya
tıklayabilir. Radikal gazetesi'de bu haber
Los Angeles Times gazetesinden almış, orjinalini
okumak isteyen
buraya tıklayabilir. Ben Atatürk'e karşı yapılan
şaka ve hakaret içeren konuşmalara karşıyımdır. Yani
bir yanım Amerika'da ki gibi özgürce herkesin fikrini
söyleyebilmesini savunurken bir yandan da bize
yıllarca öğretilen ve sonrasında kendim okuyarakta
öğrendiğim bu değerli insan için güzel duygular
beslerim. Bu yüzden benim için değerlidir. Bu yazıyı
okuyunca biraz düşünmeye başladım; isterseniz okumaya
devam edin.
SKYPE: Şimdi herşey değişecek!..
SKYPE yine yapacağını yaptı. Üzgünüm çevirmeye
üşendim hepsini ama aşağıda tamamını veriyorum
okursunuz. Kısaca izah edeyim. Kendinize
dakikası maximum USD 2.50 üzerinden dilediğiniz
uzmanlık veya hizmet için bir tanım
yapıyorsunuz. Örneğin ben size web sitesi
dizaynı veya hukuk danışmanlığı hakkında birşey
sormak, danışmak istiyorum. Bu durumda paypal
üzerinden giderek kredi kartım ile size kayıt
yaptırıyorum. Sonra konuşmaya başlıyoruz.
Örneğin elinizde bir fotoğraf var ve bunun
üstüne birşeyler ekletmek, düzelttirmek
istiyorsunuz. Karşı taraf bunu dakikası 1.30
USD'ye yapıyor mesela. Hizmet süresi toplamı
sizin kredi kartınızdan paypal üzerinden hizmet
verene aktarılıyor. SKYPE tüm hizmetlerden %30
komisyon alıyor.
Şimdi pek çok şey değişecek, kısa sürede dünya çapında hizmet veren pek çok küçük hücresel işler türeyecek. Umarım Türkiye'de de birileri bunun farkına varırlar. SKYPE 3.1 ile ilgili bilgi edinmek için buraya tıklayınız.
Boğaz'da denizaltı gemisi
AKP, fıkracı başkan için ihraç istedi
(Milliyet gazetesinden alıntıdır: http://www.milliyet.com.tr/2007/03/08/siyaset/siy03.html )
Şimdi madem 1 tane video için Youtube'a erişimi
durdurdunuz. Adam Atatürk'e güpegündüz kalkıp neler
demiş? STAR'daki haberi seyretmeyen var ise aranızda
aşağıda buyrun seyredin. Demek ki tek bir video için
koca bir portali kapatıyorsunuz o zaman bu adam hangi
partiden? AKP'mi ? AKP'ye erişimi durdurun ve hak
yerini bulsun. Mantık aynı değil mi? 1 video 1 site,
1 adam 1 parti. Üstelik bu adam bizim içimizden bir
seçilmiş. Bu konuda neler yapılacak bunu çok merak
ediyorum. Nasıl ? AKP'yi kapatmak zor mu? Haa doğru
ya iktidar partisi AKP biraz zor olur. OK o zaman,
açık kalsın. Youtube kapatıldı nasıl olsa, vatanı
kurtardık ![]()
Youtube erişiminin kısıtlanması ile ilgili

Mahkeme kararı ile Atatürk'e hakaret eden bir videodan dolayı Youtube.com adresine erişim biliyorsunuz durduruldu. Yukarıdaki sayfa çok büyük bir ayıp olarak dünya Internet tarihine kazındı. Çin, Suudi Arabistan, Tunus, İran ve Küba ise Dünya'da Internet'e sansür uygulayan diğer ülkeler. Şimdi bunların yanına bir de Türkiye eklendi. Yurt dışındaki arkadaşlarım ile yazıştığımda Avrupa
Devamı için buraya tıklayın...En büyük Türkçe Video Blog Portali : DailyMotion
Şu anda Türkçe en büyük video blog portali kim biliyor musunuz? Dailymotion.com 'dan başkası değil tabiki. Zira büyüklük olarak dünya üzerinde Youtube'dan sonra 5 nci sırada, reklam gelirleri olarak ise dünya ortalamasında 13'ncü sırada. Sadece DailyMotion'un aylık hiti nerede ise Türkiye'de en çok ziyaret edilen MyNet'in toplam hitinden bile yüksek. MyNet'in hiti zaten diğer hepsinden yüksek. Yani vidivodo, pikniktube, sendeyolla gibi benzerlerinin çok ama çok üstünde ve kıyas kabul edemeyecek bir seviyede. Aşağıdaki videoda ise bu servisin arkasında nasıl bir altyapının bulunduğu izleyebilirsiniz. Bir sonraki video'da ise Türkçe DailyMotion'u görebilirsiniz.
Bana sürekli soruyorlar, Türkçe bir video blog portali olarak kimi tavsiye ediyorsunuz diye, ben hiç düşünmeden size DailyMotion'u öneriyorum. DailyMotion'a gittiğinizde bir Amerikan bayrağı göreceksiniz, oraya tıklayın ve çıkan Türk bayrağına tıklayın. Böylece artık hem Türkçe bir arabirime sahipsiniz hemde videolarınız uluslararası arena'da çok sağlam bir altyapı ile izleniyor olacak.
Sanal giysi deneme cihazı
AŞAĞIDAKİ VİDEO YOUTUBE'DAN ALINTIYDI. YOUTUBE'A ERİŞİM ENGELLENDİĞİ İÇİN SİZE BU TEKNOLOJİK GELİŞMEYİ GÖSTEREMİYORUM, ÜZGÜNÜM. SANSÜRÜN HER TÜRLÜSÜNÜ DE BİR KERE DAHA KINIYORUM...
Bunu daha önce duymuştum ama görmemiştim. Eski bir haber aslında. Mağazaya gidiyorsunuz, istediğiniz giysiyi buluyorsunuz ve ayna karşısında giymeden deniyorsunuz. Denediğiniz giysiye oyda veriyorsunuz, böylece giyin çıkar eziyetine katlanmadan çok kısa sürede belkide giymeye cesaret bile edemeyeceğiniz giysileri deneyebiliyorsunuz. Japonya'da da bunun digital mirror şeklinde bir benzeri yapıldı çoktan. Aynada kendinizi çok değişik şekillere sokabiliyorsunuz. Bakalım bu teknolojiyi Türkiye'de ilk hangi mağazada göreceğiz?
Devamı için buraya tıklayın...Dilara'nın ölümünün sorumlusu kim?

Ben aşağıdaki linkteki haberi yaptığımda arkadaş
çevrem bana şunu söyledi. Hep kötü şeylerden
bahsediyorsun, çünkü ben bu haberi Türkiye'den
dakikalar şeklinde yurt dışına yayın yapan bir siteye
de yerleştirmiştim. Türkiye'nin kötü tanıtımını
yapıyormuşum onlara göre. Öyle ya kötü olan şeyleri
gizlemeli böylece kimseye ayıplarımızı
göstermemeliyiz. Tek sorun yabancıya kötü gözükmek
mi? Tek tasamız bu mu? Yolda açık bırakılan logar
kapaklarını da gizleyelim o zaman... Hadi bunu da
gizleyin.
http://www.gokcenkaran.org/2007/01/sokaktaki_bubi_.html
Bence Dilara'nın ölümünün sorumlusu hepimiziz. Açık kalan logar kapaklarını yedi düvele duyurmayan, bununla ilgili haber yapmayan basın suçlusu. Orada açık kalan logar kapağından dolayı müteahhit firmaya tepki koymayan çevre halkı suçlusu. Benim gibi suskun demokratlarda suçlular arasında. Sesimizi daha fazla yükseltemediğimiz için. Başkan Topbaş suçlu değil mi peki? O'da suçlu. İhalelerin düzgün gittiğini kontrol etmediği için. Çalışmaları yapacak firmaları düzgün denetlemediği için veya düzgün denetleyecek birilerini çalıştırmadığı için.
Şimdi bir kere daha düşünün. Ayıplarımızı örtmelimiyiz yoksa herkese duyurmalımıyız? Ayıplarımızı örtmeyin, logar kapaklarını örtün onun yerine. Açık kalan logar kapaklarını veya gördüğünü ve aslında olmaması gereken her aksaklığı her sorunu lütfen paylaşın, herkesle, dünya ile. Varsın turist gelmesin logar kapakları açık kalan ülkeye.
Şalterler 19:55'de inecek OK peki yüzbinlerce şalter 20:00'de kalkınca ne olacak?
Çevre konusunda duyarlı birisi sayılırım. Mantıklı her türlü protestonunda arkasındayım. Ama ne yazıkki içinde bulunduğumuz dünya yine içinde yaşamaya mecbur olduğumuz tek gezegen. Ve içinde bulunduğumuz ekonomi daha iyi hale getirene kadar yaşamaya mecbur olduğumuz tek ekonomi. Şimdi 19:55'de şalter inecek çok güzel. Herhalde bir aklı evvel çıkıp itfaiyenin veya belediye
Devamı için buraya tıklayın...

